KORONER ARTER HASTALIĞI NEDİR ?

Koroner arter hastalığı, kalbe kan götüren atardamarların daralması veya tıkanmasına denir. . Bu bu koroner arter hastalığının en sık nedeni ateroskleroz veya damar sertliği denilen atardamarların, zamanla yağ veya kalsiyum içeren (kireçlenme) plakalar ile daralmasıdır.

KORONER ARTER NEDİR ?

Kalbimiz, 7 gün 24 saat boyunca yorulmadan vücudumuza 7000-7500 litre kan pompalayan çok güçlü bir kas pompasıdır. Kalbin çalışabilmesi için kendini besleyecek kanı taşıyan kan damarlarına (atardamar) ihtiyacı vardır. Kalbimize kan taşıyan damarlara genel anlamda koroner arterler denir.

Sol kalbin, kalpten çıkan ana atardamar olan aort ile birleştiği köşeden kalbimizi besleyen 2 adet koroner arter çıkar. Bunlar sağ koroner ve sol ana koroner arter olarak bilinir. Sağ koroner arter ve dalları büyük oranda kalbin sağ tarafını kanlandırır ve kalbin sağ tarafı akciğerlerimize kan pompalanması görevini görür. Sağ koroner arterin bir kısım dalları ise kalbin sol tarafının tabanını ve sağ-sol kalbi ayıran duvarın arka kısmını kanlandırır.

Sol ana koroner arter ise “sol ön inen” ve “sirkumfleks” olarak adlandırılan 2 büyük koroner artere ayırılır. Ayrılmadan önceki birkaç cm uzunluğundaki birlikteliği ise bizim için çok kritik bir alan olan “sol ana koroner” arter olarak anılır. Sol ana koroner arter ve dalları ise kalbimizin sol tarafını besleyen ana kaynaktır ki, kalbin sol tarafı vücudumuza kan pompalamakla görevlidir.

KORONER ARTER HASTALIĞI BELİRTİLERİ

Koroner arter hastalığı kalbin en sık görülen hastalığıdır. Toplumdaki ölüm nedenlerinin içinde (hem erkek hem de kadın cinsiyetinde) en önde gelmektedir. Koroner arter diye adlandırdığımız kalbimize kan taşıyan atardamarların daralması veya tıkanması neticesinde oksijen ve besin alamayan kalp kasının çalışmasının bozulması veya hasar görmesi ile neticelenebilir. Kan akışına engel olacak daralma veya tıkanma kan damarlarımızın içinde yağve kireç tabakaları içeren, yaşla artabilen plakalardan kaynaklanır.

Atardamarlardaki daralmalar genellikle ileri yaşla artarak devam edebilir. Atardamarlarda biriken yağ vb. birikintiler damardan geçen kan miktarını engeller veya küçük parçalar halinde daha uç alanlara giderek damarlarda tıkanmalara yol açabilirler. Atardamarlardaki tıkanma ve daralma sonucunda fiziksel olarak kalbe giden kan akışı azalacak veya kesilecektir. Oksijen ve hayati besin maddelerinden zengin olan kan akımı yeterli bir miktarda kalp kası dokusuna ulaşamaz ise “anjna” veya göğüs ağrısı hissedebilirsiniz

Bu göğüs ağrısı sol göğüs üstünde bastırıcı bir tarzı olup sol kola, parmaklara ve sırta yayılım gösterebilir. Sıklıkla mide veya karın ağrısı ile karışabilir. Özellikle uzun süreli ve kontrolsüz şeker hastalığında ise ağrı hissedilmeden de kalp krizi geçirilebilir. Göğüs ağrısı var olan bir kalp krizinin (kalp kasının hasar görmesi) habercisi olabilir.

Kalbi besleyen damarlarda kan akışının azalması ile bazı problemler ortaya çıkar. Başlarda efor gerektiren koşma, hızlı yürüme, merdiven çıkma, yemek yedikten sonra, heyecan-stres veya soğuğa maruz kalındığında olan göğüs ağrısı olurken, zamanla istirahat halinde de olabilir. Bazen de ani ve bastırıcı karakterde olup sırtımıza ve sol kolumuza yayılan göğüs ağrısı olabilir. Genellikle hazımsızlık veya mide şikayetleri ile karıştırılabilir. Diğer belirtiler arasında ise nefes darlığı, çarpıntı, terleme, baş dönmesi, halsizlik sayılabilir.

KORONER ARTER HASTALIĞI RİSK FAKTÖRLERİ

Yaşlılık ve diğer birçok faktör, yumuşak ve esnek olan bu atardamarların sertleşmesine neden olur. Bunlar zamanla damar içine doğru büyür ve “plak” adını alır. Bu plaklar zamanla koroner arter hastalığı kan akımını engeller. Ayrıca plaklar düz ve pütürsüz olan damar yüzeyini bozup, pürüzlü bir hal almasına sebep olurlar. Bu pürüzlü yüzeyler pıhtı oluşumuna bu pıhtılar ise zamanla kan akımını tamamen engelleyip aniden damarın tıkanmasına neden olabilir.

Risk faktörleri değiştirilebilir ve değiştirilemeyen olmak üzere iki grup halinde incelenebilir.

Değiştirilemeyen risk faktörleri arasında;

  • Erkek cinsiyeti (70 yaşından sonra kadınlar ve erkekler arasındaki fark kaybolur),
  • Ailede (anne-baba veya kardeşler) erken yaşda (50 yaşından önce geçirilmiş kalp krizi) kalp hastası olması,
  • İleri yaş (özellikle 65 yaşından sonra risk artar)
  • Obezite, şeker hastalığı ve yüksek tansiyona bağlı olarak bazı ırklarda kalp hastalığı riski yüksektir (Afrika kökenli Amerikalılar, Meksika kökenli Amerikalılar, Amerikan ve Hawaii yerlileri gibi).

Değiştirebileceğimiz (tedavi olabilecek veya kontrol altında olabilecek) risk faktörleri ise;

  • Sigara ve tütün ürünleri kullanmak veya dumanına maruz kalmak
  • Kan kolesterol ve trigliserid düzeyinin yüksek olması; özellikle LDL (kötü kolesterolün) miktarının 100 mg/dl den yüksek olması, HDL (iyi kolesterolün) 40 mg/dl altında olması (özellikle kalp ve damar hastalığı olan kişilerde çok ciddi bir risktir).
  • Yüksek kan basıncı; kabaca sistolik kan basıncının 140 mmHg, diastolik kan basıncının 90 mmHg’nın üstünde olması ki bu değerler artık biraz daha aşağıya çekilmektedir.
  • Kontrolsüz kan şekeri ve diyabet hastalığı
  • Sedanter yaşam tarzı, spor ve egzersizden uzak yaşam
  • Fazla kilolu olmak; vücut kitle endeksi 25-30 kg/m2 veya Obez olmak (30 kg/m2 üzeri). Ayrıca bel çevresi ölçümlerinde de kadınlarda 89 cm, erkeklerde 101 cm üzeri olmak rsikimizi artırır.
  • Kontrolsüz stres veya travmatik yaşam
  • Doymuş yağ ve kolesterolden zengin beslenme

KORONER ARTER HASTALIĞI KORUNMA

Koroner arter hastalığı için korunma prensiplerinin başında değiştirebileceğimiz risk faktörlerinin düzenlenerek risklerin azaltılması gelmektedir. Koroner arter hastalığına bağlı ölüm ve organ hasarları kaderimiz olmamalıdır. Risk faktörleri azaltılarak bu problem ile karşılaşmadan daha uzun ve sağlıklı bir yaşam sürebiliriz. En az yılda bir kez doktorumuz tarafından muayenemiz ve gerekli tetkiklerimiz yapılmalıdır. Önerilere ve yaşam tarzı değişikliklerine mutlaka uymaya çalışmalıyız.

KORONER ARTER HASTALIĞI İÇİN NE YAPMALIYIZ ?

Yapılan tetkiklerimizde koroner arter hastalığı ndan şüphe edilirse, doktorumuzun önerisi ile gerekli durumlarda kalp anjiyosu ile durum değerlendirmesi yapılabilir. Böylece tanı için gerektiği durumlarda yapılacak anjiografi ile hastanın takip ve tedavisinin nasıl yapılacağı anlaşılır. Hastamız ilaç tedavisi ile, kalp damarları için balon veya stent tedavisi ile veya koroner arter baypass ile karşı karşıya kalabilir. Bu bahsi geçen tedavilerin hiç birisi birbirine alternatif değildir. Yani ameliyat yerine balon/stent yapılsa keşke düşüncesi doğru bir yaklaşım değildir. Hangi durumda hangisinin uygun olacağı kardiyoloji ve kalp damar cerrahisi doktorlarının ikisinin birlikte vermesi gereken kararlar olup, yüzbinlerce hastanın sonuçlarından yola çıkarak hazırlanan ve tüm dünyada uygulanan kılavuz bilgileri çerçevesinde uygulanan kararlardır. Kılavuzlara göre alınmayan kararlar (özellikle uzun vadede) hem yanlış sonuçlara yol açabilecek hem de daha ağır tablolar ile karşılaşmamıza neden olabilecektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Call Now Button